21 Ekim 2017 Cumartesi
Rus ambargosu mutlu edecek.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu Toplanıyor.
Bunu yapmayan yandı! Cezası 571 lira.
Esentepede Satılık İmarlı Konut Arsaları.

İbrahim ŞAŞMA / İbrahim ŞAŞMA

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

AZERBAYCAN GÜNLÜKLERİ.

24 Haziran 2014 Salı 13:37

Azerbaycan. Çocukluğumdan bu yana serin sulu bulaglarından selam getirilen dost ülke. O selam ki, yeşil yaprak budaklardan, lale renkli yanaklardan, bal süzülen dudaklardan gelirdi. Tek kanallı televizyonlardan ve TRT frekansına ayarlı radyolardan süzülen türkülerde hep o selam vardı. Birileri bize selam gönderir, birileri alır getirir, biz de kabul eylerdik o selamları.

Hep merak ederdim katar katar turnaları, yeşilbaşlı sunaları, Azerbaycan diyarını, Köroğlu'nun nigarını. Şimdi çark tersine döndü ben getirdim o selamı sizlere. Yüklendim yüklenebildiğim kadar. O dost topraklardan ne buldumsa gönül heybeme doldurdum. Genzimde Hazar denizin petrol kokusu, kalemimi aşkla şaha kaldırdım.

Koç Nebi'nin hecerinden
Setterhan'ın hünerinden
Şehriyarın şeherinden
Ayyıldızlı seherinden
Size selam size selam getirmişem.

Azerbaycan’a şiirin kanatlarına tutunarak yol almak varmış nasibimizde. “Karabağ’dan Türk Dünyasına Gönül Köprüsü” adı altında yapılan şiir şölenine davet edildiğimde tarifi imkânsız bir sevinç kaplamıştı yüreğimi. Şiir sen nelere kadirsin. Şiir sen ne büyülü bir şeysin demeden edemedim. Ben kırk yaşına geldim, sensiz bir memlekete gidemedim. Yolculuk vakti olan 15 Hazirana kadar ne günler geçmeyi bildi. Ne de ben sabır etmesini bilebildim.

Şiir benim lisanımda, evladımın gözünden düşen bir damla yaştır. Karaman otogarında ardımdan el sallayan on iki yaşındaki oğlumun gözyaşıdır şiir. O kadar saf ve o kadar içten. Yürek tadında. Ticaretsiz.

Azerbaycan Parlamentosu Milletvekili Ganire PAŞAYEVA tarafından organize edilen ve Avrasya Uluslararası Araştırmalar Enstitüsünün, Avrasya Uluslar arası Matbuat Fondu’nun (BAMF) ve Aşık Şemşir Ocağı’nın ev sahipliğini yaptığı şölen, Türkiye Azerbaycan arasındaki dostluğu pekiştirmek, Türkçenin zengin şiir varlığını ortaya koymak ve Türk dünyasının yaşayan ünlü şairlerini bir araya getirmek amacıyla organize edilmişti ve Türkiye’deki ayağı Kapadokya’da yayın yapan Ürgüp FM’in şaire sahibesi Ayşe PASLANMAZ hanım tarafından yürütülmekteydi.

Sayın Ayşe PASLANMAZ hanımın önderliğinde Türk şiirinin mümtaz ismi Şair Cemal Safi başta olmak üzere yaklaşık 16 şair ve yazar ile İstanbul’dan yola çıkmıştık ve Bakü semalarında yürek çarpıntılarıyla yol alıyorduk. Yaklaşık iki buçuk saat süren yolculuğumuzun sonunda Bakü Haydar Alivey Havalimanına inmiştik. Kalemlerimizin bizi VİP salonundan içeri alacak, aldıracak kadar kudretli olduğunu Bakü’de öğrendim. Bakü’de öğretiler bize. Nazik, alakadar ve olanca sıcaklıkları ile üzerimize pervane olan mihmandarlarımızın yanında yabancı hissetmedik kendimizi. Hakikaten Azeriler halk olarak biz Türkleri kardeş olarak görüyorlardı.

Türklere karşı büyük bir muhabbetleri vardı. Halk olarak bu muhabbeti büyük bir sevgi ve hasret ile dile getirmelerinin yakın tanığı idim. Gördüğüm kadarıyla Azerbaycan, bakış açımız ve tecrübelerimize bağlı olarak bizi çocukluk yıllarımıza götürebilecek, belki de gelişmiş yanlarıyla bizi geleceğe taşıyabilecek bir ülke konumundaydı. Azeri dilinde Bakı denilen Bakü şehri rüzgârlı şehir anlamına gelmekteydi. Gerçekten de Bakü’nün rüzgârı belirli aralıklarla yüzümü öpmekten geri durmuyordu.

Yaklaşık üç gün boyunda gerek Bakü’de gerekse Gence’de, Tovuz’da mükemmel bir şekilde tertip edilen şiir şölenlerinde yürek sesimizi paylaştık. Hem kardeşlerimizin yürek sesine kulak verdik, hem de onların bizi ilgiyle dinlemelerine şahit olduk. Kusuruz bir şekilde tertip edilen etkinliklerde ortak paydamız kardeşlik oldu. Kardeşliğimizin daim olması yönünde gönül birliği oldu. Programın ilk günü Bakü Reşid Behbudov Kültür Merkezi'nde düzenlenen şölene, şairlerin yanı sıra milletvekilleri, ozan, yazar ve sanatçılar da katılmıştı. Şölen boyunca şölene Azerbaycan’ın ünlü şairleri, yazarları ve sanatçıları da katıldı.

Bunların bazıları: Azerin, Elza Sayidcahan, İlham Askeroğlu, Aybeniz Haşimova, Nuriye Hüseyinova ve Opera Sanatçısı Oya Güner idi. Türkiye’den Azerbaycan’a yol alan şair yazarlar arasında başta ünlü şair Cemal SAFİ- Kapadokya şiir şölenlerinin mimarı Kültür Bakanlığı Halk Şairi Ayşe PASLANMAZ, Yusuf DURSUN, Dr. Nedim UÇAR, Dr.Şemsettin KUZECİ, Muhsin DURUCAN, Yrd. Doç. Süleyman COŞKUNER, Harika UFUK ,Yunus KARA, Bolat ÜNSAL, Mehmet Metin BAŞ, Hüseyin POYRAZ, Gülten ERTÜRK bulunmaktaydı. Ben bu saygın şairler arasında olmanın onurunu yaşamaktaydım.

Yol boyunca gerek kendi aramızdaki kardeşlik daha bir kudret bulmuş, dostluğumuz sarsılmaz bağlarla güçlenmişti. Gülten sultan’ın gözümdeki kurumuş çapağı o nazenin elleriyle dur kardeş diyerek alması, Mehmet Metin BAŞ’ın gece üzerimi örtmesi beni tarifsiz bir şekilde etkilemişti. Bugüne kadar gözüme bir toz zerresi kaçsa sadece rahmetli anamın eli değerdi gözüme. Üzerimi bugüne dek bir tek annem örtmüştü. Şiir böyle bir şeydi anne gibiydi.

Ülkeyi bir uçtan bir uca gezerken Azerbaycan her yönüyle adeta hafızamıza kazınmıştı. Yaklaşık 9 milyon kişinin yaşadığı ülke, gelenekleri, kültürü, yemekleri, müzikleriyle bir bütün olarak alındığında Türkiye’ye en çok benzeyen ülkelerden bir tanesiydi. Yine de bana ilginç gelen ve yâdımdan çıkmayacak bir takım özellikleri vurgulamak istiyorum.

• Azerbaycan’ın para birimi Manat. Yaklaşık olarak Euro’ya denktir

• Azerbaycan’ın Bakü’den sonra ikinci büyük şehri Gence de ziyaret edilmeyi hak ediyor.

• Bakü’de ilk ziyaretgâhlarımız arasında “ Şehitler Hıyabanı” bulunmaktaydı. Şehitlik, Azerbaycanlıların günlük uğrak yerlerinden birisi olup Ermenilerle savaşta şehid olan Azeriler buraya defnediliyorlar. Şehitlik, Bakü’ye hâkim bir tepe üzerine kurulmuş. Şehitlik Bakü’nün hangi noktasından bakılırsa bakılsın görünüyor. Burası şüphesiz en güzel Bakü manzarasına sahip nokta. Bir cami, çok sayıda anıt mezar ve yine Azerbaycan’ın simgelerinden olan aralıksız yanan bir ateş buranın görülmeye değer öğeleri arasında.

• Şehrin görülmesi gereken en önemli bölgelerinden olan İçeri Şehirdir. Tarihi surlarla çevrili olan bu bölge Bakü’nün ilk kurulduğu alan olması dolayısıyla şehrin geçmişini yansıtan çok sayıda yapıya sahip Şirvanşahlar Sarayı, eşsiz mimarisiyle tarihi yansıtan, 15. yüzyıldan kalma bir karmaşık bir yapı. Bakü’nün önemli simgelerinden bir tanesi olan Kız Kalesi de yine İçeri Şehir’in denize bakan yönünde yer alıyor.

• Hava karardıktan sona tüm Bulvar’dan, şehrin tepesine konumlanmış ve ışıklandırılmış tüm cepheleri ve alev formunda tasarlanmış mimarisiyle ‘Flame Tower’ sizi yukarıdan selamlıyor olacak.

• Azerbaycan'ın başkenti Bakü, iki milyona yaklaşan nüfusu ile ülkenin en büyüğü aynı zamanda kentin kıyılarında çıkarılan petrol sayesinde de en zengini. 2005 yılında açılan Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı sonrası ülkeye ciddi sayılır miktarda para girmeye başlamış. Bunun kanıtını görmek için başınızı kaldırmanız yeterli: şehir büyük bir şantiyeyi andırıyor.

• Değişik mimariyle yapılan binalar şehrin silüetini değiştirmeye başlamış. Merkezde ise hummalı bir yenileme çalışması var. Binalar ve meydanlar dışarıdan pırıl pırıl görülüyor.

• Dolaşırken oldukça fazla sayıda Haydar Aliyev heykeli göreceksiniz, İlham Aliyev kendisine başkanlığı devreden babasına saygısını böyle göstermiş.

• Azerice - Türkçe arasındaki farklar zaman zaman hepimizin yüzünü gülümsetti. Gişi Salonu ( Erkek Kuaförü), Uşaq Geyim (Çocuk Giyim) Durun burada ineceğim : (Saklayın düşecek var), Hardasan (Nerdesin), Başa düşmek (Anlamak), Danışmaq (Konuşmak), Dövizi nerede bozabilirim? ( Valyutayı harada deyişebilirim), Kaybolan eşyalardan sürücü mesul değil ( İten eşyalara sürücü cevabdeh deyil), Kiralık ve Satılık Gelinlik ( Gelinlik donlarının kiraya ve satışı), 2’nci dakikadan sonra ücretsiz konuş (2-ci daqiqadan sonra pulsuz danış), İşe girerken sigorta yaptırın (İşe qabul olarken emek muğavilesin talep edin) ve beni en çok tebessüm ettiren Haddi Buluğa çatmamış şexslere satışı gadağandır (Reşit olmayan kişilere satışı yasaktır) Azerbaycan’da rehbersiz rahatça gezme ve anlaşma imkânı var. Her ikisi de Türkçe olmasına karşılık zamanla ortaya çıkan lehçe farklılığından dolayı bazen garipsenecek ve hatta anlaşılamayacak kelimeler olsa dahi yine de meramınızı anlatabiliyorsunuz

Azerbaycan’da yaklaşık dört gün süreyle misafir olduk. Bu süreçte gerek ülkeye özgü tatları tatma imkânı bulduk gerekse milli ve manevi değerli konu alan yazılı ve sözlü eserleri dinleme imkânına sahip olduk. Bizlere mihmandarlık eden Azeri sanatçı Sayın İlham Askeroğlu neşemizi hiç yitirtmedi. Kıvrak ve akıcı lisanı ile ülkesinin kültürel zenginliğini bizlere sunmaktan çekinmedi. Azerbaycan’da son olarak Tovuz kentinde bir askeri birlikte Azeri askerlerle kucaklaşmamız, onlarla halay çekmemiz ve milli manevi değerlerimizi şaha kaldırmamız muazzam bir duygu yoğunluğu yaşattı bizlere.

Uçağın penceresinden Bakü’ye son bir defa bakıyordum. Bakü. Işıklar kenti, rüzgârların demir attığı kent. Bakü şiir gibiydi ve özünde olanca aleniliği ile Türk milletinin izlerini taşıyordu. Bakü türküler, destanlar, sevdalar ikram etmişti bizlere. Bizlerde o şehrin tesellisi olmaya, şehrin, anlatamadıklarının ifadecisi olmaya çağrılmıştık. . Bir yâr, bir yâren gibi sevmiştik onu. Bakü’nün ruhuna dokunmaya gitmiştik. Son bir kez bakarken Bakü’nün cemaline, artık inanmıştım ben şiirin kudretine, şiirin kemaline…

İbrahim ŞAŞMA

Bu yazı toplam 4008 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ