21 Temmuz 2017 Cuma
Rus ambargosu mutlu edecek.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu Toplanıyor.
Bunu yapmayan yandı! Cezası 571 lira.
Esentepede Satılık İmarlı Konut Arsaları.
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hasretin Kucağında Yaşayan Sevda Karaman Tartan Evi
30 Nisan 2011 Cumartesi 23:43

Hasretin Kucağında Yaşayan Sevda Karaman Tartan Evi

İstanbul çok uzakta; Ama deniz bozkırın bağrında: HASRETİN KUCAĞINDA YAŞAYAN SEVDA "KARAMAN TARTAN EVİ"

Tartanzade Hacı Ahmet Efendi, bozkırın yegânesi… Şerife Hanım, iki denizin incisi… Bozkırın teni, denizin yüreği yanık… İstanbul nere, Karaman nere…! İki koca dünya, iki ayrı sevda, ama bir tek hikâye, tek ömür…

İkisi de aşkın tutsağı; ama Şerife Hanım, hasreti kucağında… İstanbul Karaman’ın çok uzağında, ama deniz bozkırın bağrında… Hasret, Şerife Hanımın ömrünü öğüten değirmen…

Ömür dediğin ne ki Tartanzade Hacı Ahmet’in yanında. Şerife Hanım hiç pişman değil denizleri bırakıp geldiğine… Ahmet Efendi, bozkırın yegânesi… Şerife Hanım, aşkın en güzeli…

Ahmet Efendi için ömür kısacık bir an, çünkü yanında sevdalısı var. Ve hasret… O söndürülemeyen yangın… Ne zaman lodos esse, ne zaman bir yıldız kaysa gökten, İstanbul düşüyor Şerife Hanımın yüreğine…

Sonra da gözlerinden iki damla yaş süzülüyor Şerife Hanımın. İki koca deniz. Biri Kara, biri Marmara…

Ahmet’in yüreği dalgalanıyor hanımının bu halini görünce. O zaman iki koca deniz, iki derin çizgi oluyor Ahmet’in alnına…

Mecnun olup düşmese de çöllere, Mecnunca bir yürekle dilenci oluyor Hakk’ın kapısında: “Görürsün sevdamın hali nice… Rabbim sevdama bir çare!” diye…

Gecelerden bir gece, Şerife Hanımın hali aşikâr… Ama Tartanların Ahmet, uyandığında sevinç içinde.. Bir ümit gördü Şerife Hanım efendisinin gözünde… Kundaktaki bebek gibi tertemiz, cıvıl cıvıl bir ümit… Sevinç, Şerife Hanımın gerdanına dizdiği inciler gibi dizildi Tartan Ahmet’in yüreğine…

En iyi ustaları tuttu. “Sevdama gönlümden daha güzel bir konak isterim” dedi.

Toprak, suyla bir olup burcu burcu koktu. İşin içinde sevda olunca, ustanın elinde nur oldu çamur. Sonra, en iyi nakkaşları çağırdı. Nakkaş, bozkırın yüreğini okudu gözlerindeki yaştan. Bütün gece bereket dilendi fırçasına Hakk’tan… Şerife Hanımın yüreğinden İstanbul’u işledi sofanın sekiz kubbesine… Ahmet Efendinin yüreğinden çiçekler serpti duvarlara…

Bir ulvî şafakta tanımışlardı birbirlerini İstanbul’da; yine ulvî bir şafakta, gönül gönüle girdiler konağa… Şükranlarını ilettiler önce Allah’a, sonra ustalara…

Bozkırın serabı değildi sofanın kubbesindeki İstanbul. Sultan Ahmet’ten davudî bir sesle okunan ezanı duyuyordu Şerife Hanım… Kız Kulesini okşayan dalgaları… Bir çarklı vapur geçiyordu gözlerinin önünden, sonra yelkenliler… Dolmabahçeden çığlık çığlığa martılar geliyordu.

Şerife Hanım ağlıyordu sevinçten… Ustalar mutluydu sevdaya döktükleri terden… Hakk izin verseydi, Ahmet’in huzuruna ortak olmak için yıldızlar bile inecekti gökten…

Görenler hayran oldular sevdanın konağına, Tartanzade Ahmet ile Şerife Hanımın adı da yazıldı aşkın yazgısına…

İnsanoğluydu onlar da, göçüp gittiler aramızdan. Onlar çamurdandı ama aşk nurdandı. Yıllar geçmiş aradan, ama bozkırdaki bu güzelliğin yok olmasına izin vermemiş Yaradan…

Yanıbaşındaki güzellikten uzak kalmaksa en acı gurbet, dileyelim ki bi<im aşkımıza da vesile olsun çektiğimiz hasret…!

Bu haber toplam 4364 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ